beni nasıl bilirdiniz

‘Gizem nasıldır’ diye sorsalar, birileri der ki iyidir, birileri der ki akıllıdır, birileri güzeldir, aptaldır, dürüsttür, sakın güvenme, cesur, pimpirikli, hassas, umursamaz, korkak, buldun bırakma, kaç kaç kaç! Haklılar. Çünkü bak şöyle bir şey var: Yanında ondan daha çok olan kimse yoksa sen o olursun. Ben de öyle.

hayati’yle bir gece

Dün gene Hayati’yle laflıyoruz. Bir tespitte bulundu.
Hayati beni herkesten iyi tanır bu arada. Tespitleri doğru, değilse de mantıklıdır. Tavsiyeleri de öyle.
Neyse dedi ki Hayati, ‘Seni neşesiz görüyorum son zamanlarda..’ ‘Ne var bunda’ diye cevabı yapıştırdım.
Hayati hiç bir zaman ‘Yok bir şey’ demez. ‘Neyse’ demez, ‘Fark etmez’ demez. Ordan girer burdan çıkar, sorar, yorar, hepsini yapar, asla geçiştirmez.
Aslında onu anlıyorum. Benimle yaşamak zorunda ve neşesizken hiç çekilmiyorum. Allah’tan Hayati bu yüzden bana küsmez, trip atmaz. Bunun yerine neşem yerine gelsin diye çaba gösterir. Ben de onun bu huyunu severim. Pardon sevmem; bayılırım.
Bu sefer de ‘Gizemcim, sıkıldıysan yorulduysan git bir hava al. Bobo’yla sahilde iki tur at. Güzel bir şarkı dinle. Dondurma ye’ falan diyecekti sanırım sonra vazgeçti Hayati. Onun yerine ‘The Giant Mechanical Man’ diye bir film varmış, onu izletti.
Nasıl hoşuma gitti. ‘Şarkı, şiir, öykü hepsi iyi de. Filmler çok iyi be Hayati’ dedim. Gülümsedi. Nasıl da bilir beni. Neşelendim tabi, ‘Hadi bize bir çay koy da içelim’ dedim. Hayati çoktan sıvışmıştı. İş yapmaya gelince hep kayboluyor hınzır.

[Flash 10 is required to watch video]

Brüksel’de waffle: ‘Yiyorum ama zevkle değil!’

2012 bana ne iyi geldin

Aylardan Nisan olmuş, 2012’yi de yarılamak üzereyiz yani. Bu yıl benim büyüme yılım olacakmış haberim yokmuş,
Kendimi 21 yaşına sabitleyerek geçirdiğim 5 seneden sonra 27 yaşında oluşumu -aslında o birçok kadın için dönüm noktası sayılan 30’uma gelişimi- idrak ettiğim yıl olacakmış,
Bu idrakla birlikte daha erken, daha küçüğüm, daha zamanı varları bir kenara bırakıp, ertelemeden ötelemeden ne yapmak istiyorsam zamanın tam şimdi olduğunu fark etme ve aydınlanma yılı.

2. geleneksel gelecek yıl beklentileri

Gene geçen sene yaptım bu sene neden yapmayayım kontenjanından geliyor.
İşte 2012’den beklediklerim:

1- notonlyistanbul‘u süper kocaman bir marka yapmak. (yakında açıklayacağım ne olduğunu don’t panic)
2- Bobo’yu Beklerken’i çekmek, mümkünse vizyonda görmek.
3- Bol bol gezmek.
4- Yaza incecik zımba gibi fişşek gibi girmek. (spor yapmak belki de)
5- Evdeki eksikleri tamamlamak. (sandalye konusunda çok dertliyim)
6- Saçlarımın uzaması ve yalnız sağlıklı saçlarımın parlaması.
7- Gülmekten ağladığım anların arasının çok açılmaması.
8- Daha iyi bir insan olmak.
9- Film izleme alışkanlığımı geri kazanmak. (kimbilir neden, bu ara hiç konsantre olamıyorum)
10- 2. filmin senaryosuna başlamak. (1 bitti sıra geldi 2’ye evet)
11- İstanbul’da daha çok yer keşfetmek.
12- Daha çok kitap okumak. En çok kitabı ben okumak.

urbanconfessions:

Bugünün fotoğrafı - Serge Gainsbourg & Jane Birkin ©Tony Frank

urbanconfessions:

Bugünün fotoğrafı - Serge Gainsbourg & Jane Birkin ©Tony Frank

2. geleneksel geçmiş yıl değerlendirmesi

Geçen sene de yapmşışım, bu sene yapmazsam eksik kalır. İşte kişisel 2011 dökümüm:

* Ocak: Vestel Aramides’in bitmesiyle 1st Unit’ten ayrılış, freelance dünyaya geçiş. Akabinde Fiat Punto reklamı.

* Şubat: Milka reklamı ve Kanadalılarla belgesel

* Mart: Hyundai reklamı devam ederken yuvadan uçuş, Rumelihisarı’nda yeni bir hayata başlangıç.

* Nisan: Egepen’le Türkiye’yi dolaşma.

* Mayıs: Sütaş Babymix reklamı.

* Haziran: ISFF için Detmold’a gidiş.

* Temmuz: Kanadalılarla belgeselin devamı, Dimes reklamı.

* Ağustos: Nestle, Kavuklar İnşaat reklamı ve sonunda bi tatil.

* Eylül: Çokgezenlerle Roma, Haberturk reklamı, Detmold ekibiyle Berlin

* Ekim: Senaryomuzu tastikletmenin sevinci, ADESE reklamı

* Kasım: Ben Affleck ARGO filmi

* Aralık: notonlyistanbul, Münih, notonlyistanbul

Gördüğümüz gibi çalışmaktan başka çok az şey yapılmış cv odaklı bir sene. Her çekilen filmin arkasındaki hikayeleri, (çoğu) korkunç çalışma şartlarını, insanı hayattan bezdiren saçmalık dolu detayları yazsam hep birlikte önce güler sonra da hüngür hüngür ağlarız.

Oysa geçen sene ne güzel şeyler yazmışım. Buyrun hatırlayalım: http://www.gizemelci.com/post/2379038647/gule-gule-2010-hosgeldin-2011-1-k-s-m
Neyse ki tüm seneye yayılan ve benim 2011 deyince en gülümseyerek hatırladığım/hatırlayacağım şey tüm bu işin gücün arasında Oğulcan’la istikrarımızı hiç bozmadan Bobo’yu Beklerken’in senaryosunu bitirmiş olmamız.

2012’nin, işe değil de hayata dair daha çok şey hatırlayabildiğim bir sene olması dileğimle.

Gizem.

urbanconfessions:

Daimi unutkanlara hediye

urbanconfessions:

Daimi unutkanlara hediye

Sokaklar başka sokaklara bağlanır

Tolga Karaçelik şöyle demiş bir tivitinde: ‘kizima vericegim bir ogut vardir cin icen bir adama guvenme… yagmur yagar sokaklar baska sokaklara baglanir. bosver, aldirma.’ Bana mı dokundu bir tek?